<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.11857/21">
<title>İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.11857/21</link>
<description>Faculty of Economics and Administrative Sciences</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4347"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4340"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4333"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4325"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-06-02T15:48:52Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4347">
<title>Ürün Çeşitliliğinde Seçim Paradoksu</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4347</link>
<description>Ürün Çeşitliliğinde Seçim Paradoksu
Dülgeroğlu, İsmail
Bu araştırmanın amacı bilgisayarsatın alımında ürün çeşidini incelemekten doğan olumlu ve olumsuz duygularınsatın almayı ne kadar etkilediğini ölçmektir. Olumsuz duyguların satın almaniyetine etkisi seçim paradoksu varlığını gösterecektir. Kırklareli evreninde470 kişiye yüz yüze anket ile ulaşılmıştır. Örnekleme yöntemi kolaydaörneklemedir. Demografik istatistikler verilmiştir. Araştırmanın analizi için SmartPLS 2.0 ile yapısal eşitlik modellemesi yapılmıştır. Ürün incelerken oluşanolumlu duygular ile satın alma niyeti arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Ürün incelerken oluşan olumsuz duygular ile satın alma niyeti arasında anlamlıbir ilişki bulunmamıştır. Olumlu duygular 0,286lık bir kuvvet ile satın almaniyetini olumlu etkilemektedir. Ürün çeşitliliği duygusal açıdan satın almaniyetine katkı sağlamaktadır. Olumsuz duyguların satın alma niyeti ile anlamlıbir ilişkisi yoktur. Seçim paradoksu varlığından söz edilemez. Satıcılarınve/veya markaların seçim sürecini çok iyi yönettikleri ve seçim paradoksuoluşmadığı tahmin edilebilir.
DergiPark: 642227; kusbder
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4340">
<title>Destinasyon Kişiliği Ve Destinasyon İmajı Algısı Arasındaki İlişkilerin Araştırılması: Aydın İli Örneği</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4340</link>
<description>Destinasyon Kişiliği Ve Destinasyon İmajı Algısı Arasındaki İlişkilerin Araştırılması: Aydın İli Örneği
Zengin, Ezgi; Hocaoğlu Bahadır, Neriman; Vatansever Toylan, Nilüfer
Destinasyon imajı,kent ile ilgili hedef kitlenin zihninde oluşan fikir, inanç ve izlenimlerbütünüdür. İnsan beyni, pek çok kaynaktan kendisine ulaşan deneyim ve bilgilerikullanarak gözlemleri dahilinde bir çerçeve oluşturur; ki bu çerçeve o kişininzihninde oluşan destinasyon imajıdır. Bu kapsamda çalışmada, Aydın ilinindestinasyon imajını oluşturan soyut ve fiziksel imaj algısı ile kent halkınailişkin imaj algısı ölçülmüştür. Bununla birlikte destinasyon imajı vedestinasyon kişiliği arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Araştırmadakiveriler anket tekniği ile 385 kişiden elde edilmiştir. Yapılan geçerlilik,güvenirlik ve hipotez testleri ile korelasyon analizi sonucunda elde edilenbulgulara göre, Aydın ilinin turistik destinasyon olarak pazarlanma sürecindeöne çıkarılmaya en uygun değerleri Kuşadası ve iklim özelliğidir. Ayrıca Aydınilinin sahip olduğu destinasyon imajı algısı ile destinasyon kişiliği arasındaanlamlı pozitif yönlü doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür.
DergiPark: 545206; kusbder
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4333">
<title>KIRKLARELİ ROMANLARININ EMEK PİYASASINA ERİŞİMİ VE SOSYAL İÇERME POLİTİKALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4333</link>
<description>KIRKLARELİ ROMANLARININ EMEK PİYASASINA ERİŞİMİ VE SOSYAL İÇERME POLİTİKALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Gümüş, İskender
Roman vatandaşlar emek piyasasına girişte hem etnik kökenlerine hem de eğitim ve mesleki tecrübe eksiklik ve yetersizliklerinden dolayı çeşit engellerle karşılaşmaktadır. Romanların karşılaşmış olduğu bu sorunlar onların bir yandan ekonomik ve sosyal hayattan dışlanmalarına neden olurken diğer yandan da sosyal uyum açısından bazı olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışma, Kırklareli ilinde yaşayan Romanların emek piyasasına girişte karşılaştıkları engeller ve bu engelleri aşabilmek için geliştirdikleri stratejiler üzerine yapılan bir alan araştırmasından oluşmaktadır. Spesifik bir grup ile çalışıldığı için kartopu örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmada, 235 Roman ile yapılan anket çalışmasının sonuçları değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, Kırklareli’nde yaşayan Romanların güvencesiz ve geçici işlerde çalıştıkları ve bu yüzden sık sık iş değiştirdikleri, iş bulmada ayrımcılığa maruz kaldıkları ve kendilerini dezavantajlı gördükleri, kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, devlet tarafından sosyal içermeye ilişkin uygulanan tüm politikalarına rağmen, halen Romanların büyük bir çoğunluğu kişisel çabalarını ve birinci derece yakınlarının desteğini iş bulmada en etkili kanal olarak görmekte ve devletin etkisinin oldukça düşük olduğunu belirtmektedir. Yapılan saha çalışmasında devletin sosyal içerme kapsamında uygulamış olduğu politikaların emek piyasalarına girişte karşılaşılan engellerden dolayı cesareti kırılmış Romanlar için bir ilk adım olması nedeniyle önemli olduğu söylenebilir. Buna ilaveten sosyal içerme stratejileri kapsamında istihdam politikalarına erişilebilirliğin artırılması da gerekir.
DergiPark: 738303; kusbder
</description>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4325">
<title>İŞ YAŞAM DENGESİNİN DAHA İYİ YAŞAM ENDEKSİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ: OECD ÜLKELERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4325</link>
<description>İŞ YAŞAM DENGESİNİN DAHA İYİ YAŞAM ENDEKSİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ: OECD ÜLKELERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Keklik, Ayhan; Başol, Oğuz; Yalçın, Esin Cumhur
Daha iyi yaşam endeksi, OECD'nin maddi yaşam koşulları ve yaşam kalitesi alanlarında temel olarak tanımladığı 11 konuya dayanarak ülkeler arasında refahın karşılaştırılmasına olanak sağlamaktadır. Bu endeks 11 ayrı kıstas vasıtasıyla daha iyi yaşamın ipuçlarını ölçmeyi ve ülkelere yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. Refahı ölçmede kullanılan kıstaslardan biri de iş-yaşam dengesidir. İş yaşam dengesi, bireyin iş yaşamı ile özel yaşamının dengede olması anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle iş yaşam dengesi, bireylerin iş ve iş dışı hayatını en az rol çatışmasıyla dengeye ulaştırması şeklinde tanımlanmaktadır. Mevcut araştırma, OECD Daha İyi Yaşam Endeksi İş-Yaşam Dengesi 2018 yılı verilerini kümeleme analizi ile incelemeyi ve iş yaşam dengesi bağlamında OECD ülkelerinin nasıl sınıflandığını belirlemeyi hedeflemektedir. Gerçekleştirilen analiz sonuçları; 2018 yılında OECD ülkelerinde; 50 saat üzerinde çalışan oranı ortalamasının %8,73, bireysel aktivitelere ayrılan zaman ortalamasının 14,38 saat olduğunu göstermiştir. Ayrıca, 50 saat üzerinde çalışma ile bireysel aktivitelere ayrılan zaman arasında negatif, orta seviyeli ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r: -0,533; p; The better life index allows to compare welfare between countries based on 11 issues that the OECD defines as the basis for material living conditions and quality of life. This index aims to measure the clues of better life through 11 different criteria and to provide a roadmap to countries. One of the criteria used to measure welfare is work-life balance. Work life balance means the balance between work life and private life. In other words, work life balance is defined as the way individuals balance work and non-work life with the least conflict of roles. The current research aims to examine the OECD Better Life Index Work-Life Balance 2018 data by cluster analysis and to determine how OECD countries are classified in the context of work life balance. The results of the analysis; In 2018, in OECD countries; The average rate of employees working for 50 hours and over was 8.73% and the average time allocated to individual activities was 14.38 hours. In addition, there was a negative, moderate and significant relationship between working 50 hours or more and time allocated to individual activities (r: -0.533; p
DergiPark: 697132; kusbder
</description>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
