<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Kirklareli University Institutional Repository</title>
<link href="http://acikerisim.klu.edu.tr:80/xmlui" rel="alternate"/>
<subtitle>The DSpace digital repository system captures, stores, indexes, preserves, and distributes digital research material.</subtitle>
<id xmlns="http://apache.org/cocoon/i18n/2.1">http://acikerisim.klu.edu.tr:80/xmlui</id>
<updated>2026-06-17T22:59:39Z</updated>
<dc:date>2026-06-17T22:59:39Z</dc:date>
<entry>
<title>Sağlık ve Spor için Mekânlar: Fitness Merkezleri ve Salonları</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4365" rel="alternate"/>
<author>
<name>Yeler, Gülcan</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4365</id>
<updated>2023-01-28T12:23:32Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Sağlık ve Spor için Mekânlar: Fitness Merkezleri ve Salonları
Yeler, Gülcan
Öz:Spor aktiviteleri içerisinde fitness, sağlıklı bir yaşam için fiziksel etkinliğin öneminin anlaşılmasıyla sürekli gelişen ve çeşitlenen güçlü bir pazara sahiptir. Kullanıcılarının yaşam kalitelerini yükseltme ve boş zamanlarını eğlenceli bir şekilde değerlendirmeleri amacıyla tercih edilen fitness, insanların fiziksel, zihinsel, ruhsal, sosyal ve kültürel bakımdan gelişimlerine katkı sağlayarak insan yaşamında önemli yer edinmektedir. Bu yönleriyle fitness sporunun yapıldığı mekanlar/binalar artık bir cazibe merkezi olarak görülmekte, tasarımları insanların daha iyi zaman geçirmeleri ve egzersiz yapmaları için ilham veren, dikkat çekici ve yaratıcı çözümler sunmaya zorlamaktadır. Ancak, fitness merkezleri olarak adlandırılan bu binalar hakkında literatür araştırması yapıldığında, binaların mimari tasarım ilkeleri hakkında kapsamlı bilgilere ulaşılamamaktadır. Çalışmalar, daha çok fitness kavramını spor yönüyle ele almakta ve insan üzerindeki etkileri üzerine odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışma, literatürdeki bu boşluğu doldurmak amacıyla, fitness merkezlerini çok yönlü olarak ele almakta, incelenen örnekler üzerinden bu mekânların/binaların binaların tasarımlarındaki yaklaşımları, temel tasarım ilkelerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.; Among sports activities, fitness has a strong market that is constantly developing and diversifying with the understanding of the importance of physical activity for a healthy life. Preferred to improve the quality of life of its users and to spend their spare time in a fun way, fitness takes an important place in human life by contributing to the physical, mental, spiritual, social and cultural development of people. With these aspects, places/buildings where fitness sports are practiced are now seen as a center of attraction, forcing designs to offer remarkable and creative solutions that inspire people to spend better time and exercise. However, when a literature search is made about these buildings, which are called fitness centers, comprehensive information about the architectural design principles of the buildings cannot be reached. Studies mostly deal with the concept of fitness in terms of sports and focus on its effects on humans. In this context, in order to fill this gap in the literature, the study deals with fitness centers from multiple perspectives and aims to reveal the basic design principles and approaches in the design of these spaces/buildings through the examples examined.
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Youtube Yemek Kanallarının Tatma Davranışsal Niyeti Üzerine Etkisi</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4349" rel="alternate"/>
<author>
<name>Uçan, Berre Zeynep</name>
</author>
<author>
<name>Girgin, Göksel Kemal</name>
</author>
<author>
<name>Karaman, Nilgün</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4349</id>
<updated>2023-01-28T12:17:11Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Youtube Yemek Kanallarının Tatma Davranışsal Niyeti Üzerine Etkisi
Uçan, Berre Zeynep; Girgin, Göksel Kemal; Karaman, Nilgün
Sosyal medyanın, modern dünyanın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte insan yaşamına giren ve her geçen gün takipçi sayısının arttığı Youtube kanallarının gastronomik anlamda takipçilerinin davranışlarını ne derecede etkilediği önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Youtube yemek kanallarının kişilerin tatma davranışsal niyetini nasıl etkilediğini saptamaktır. Bu amaca ulaşmak için bir anket hazırlanmış ve bu anket çevrimiçi platformda 391 Youtube yemek kanalı takipçisine uygulanmıştır. Çalışmada, Wang (2011) tarafından farklı kaynaklardan yararlanılarak geliştirilen ve 31 ifadeden oluşan ölçek kullanılmıştır. Ayrıca araştırma modeli Youtube yemek kanalları için yeniden düzenlenmiştir. Araştırma modeli tatma davranışına teşvik etme (deneyim sunma ve empati oluşturma), tat farkındalığı oluşturma (görüntü sağlama, bilgi verme ve kılavuz sağlama) ve kişilerarası etkileşimi kolaylaştırmak (sosyal etki ve siber topluluk etkisi) şeklinde üç ana değişken üzerine kurulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre deneyim sunma, empati oluşturma ve siber topluluk etkisi boyutlarının tatma davranışsal niyeti üzerinde olumlu etkisi olduğu yönündeki hipotezler kabul edilmiştir. Görüntü sağlama, bilgi verme, kılavuz sağlama ve sosyal etki boyutlarının tatma davranışsal niyeti üzerinde olumlu etkisi olduğu yönündeki hipotezler ise reddedilmiştir.
DergiPark: 887291; kusbder
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Rüya İçinde Rüya: Elif Hümeyra Aydın’ın “Kesik Süt Tadı” Öyküsüne Psikanalitik Bir Yaklaşım</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4350" rel="alternate"/>
<author>
<name>Turan, İsmail</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4350</id>
<updated>2023-01-28T12:17:15Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Rüya İçinde Rüya: Elif Hümeyra Aydın’ın “Kesik Süt Tadı” Öyküsüne Psikanalitik Bir Yaklaşım
Turan, İsmail
Türk edebiyatında geçmişten günümüze değişen ve gelişen hikâye anlatma geleneği, günümüzde modernleşen dün-yanın yabancılaştırdığı bireyin dışlanmış, itilmiş olmasını ve sıradanlığını duyarlılıkla işlemeye devam eder. Modern yaşamın makineleştirdiği ve tekdüzeleştirdiği bireyin duygularındaki değişimler; onu hissizliğe, iletişimsizliğe sürük-ler ve bu, bireyin psikolojik yıkımlara uğramasına sebep olur. İçe kapanık biri olarak kendi bireyselliğini kazanama-mış olan kahramanlar, bir boşluğun içindedir ve kendilerini değersiz hisseder.Her zaman bireyin ruhu sığınacak liman arar. Bazen bu kaçıştır bazen de sığınak. Normal bir süreçte her kız çocu-ğunda görülen bu ruhsal süreç; annenin bireyle olan çekişmesi, bireyin farklı bir seyir izlemesine sebep olur. Bire-yin bu davranışlarındaki her görünür nedenin Freud’un “buzdağı” benzetmesinde olduğu gibi bir de “su altında kalan görünmez nedenleri” vardır. Nitekim bu çalışmada Elif Hümeyra Aydın’ın Dergâh Yayınlarından çıkan Doğum Lekesi adlı öykü kitabındaki “Kesik Süt Tadı” adlı öyküsünü; Freud’un geliştirdiği psikanalitik yöntemin altyapısını oluşturan bilinçaltı, bastırma, sanrı, rüya, gündüz düşleri, Elektra Kompleksi, yas ve melankoli gibi kavramlar etra-fında yer alan karakterler psikanalitik bir okumayla değerlendirilir.
DergiPark: 930191; kusbder
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>1929 Dünya Ekonomik Krizi Ve Türkiye’de Devletçilik Politikasına Geçiş</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.11857/4351" rel="alternate"/>
<author>
<name>Akkor, Nesrin</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.11857/4351</id>
<updated>2023-01-28T12:17:15Z</updated>
<published>2018-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">1929 Dünya Ekonomik Krizi Ve Türkiye’de Devletçilik Politikasına Geçiş
Akkor, Nesrin
OsmanlıDevleti’nin I. Dünya Savaşı’nda mağlup olmasının ardından Anadolu, İtilafDevletlerince işgale uğramıştı. Uzun süren savaşlar ve devlet ekonomisindeyaşanan zorluklar nedeniyle Anadolu iyice yoksullaşmıştı. Üretim yapabilecekolan yetişmiş erkek nüfusun da savaşlarda yok olmasıyla ekonomik darboğazdannasıl çıkılacağı büyük bir sorun oluşturmaktaydı. İktisadi anlamda durum sonderece kötü idi ancak düşman işgaline karşı büyük bir direnç gösterilmiş veyeni bir devlet ortaya çıkmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savaş sonrasıdönemde nasıl bir ekonomi politika izleyeceği tam olarak bilinmiyordu çünkü hemvar olan sorunlar hem de Osmanlı Devleti’nden kalma borçlar devletidarecilerini fazlasıyla kaygılandırmaktaydı. Ekonomik yükselişi sağlamanınönemli bir ayağı nitelikli iş gücüne sahip olmaktı. Yaşanan çatışmalardaeğitimli insan gücünün önemli bir kısmı yok oldu. Ticari faaliyetleri yürütenazınlıklardan da göçlerin yaşanması ekonomiyi daha da kötüleştirdi. Sermaye veteknolojik altyapının olmayışı var olan imkanlarla ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Tüm zorluklara rağmen yürütülen toparlanma gayretine en büyük darbeyi 1929Dünya Ekonomik Krizi vurdu. Kriz, başta ABD ve İngiltere olmak üzere tümdevletleri etkilemişti. Türk ekonomisi de büyük bir yara almıştı. Bu büyükkrizden kurtulmak ve toparlanmak için 1930 yılında ilk kez devletçilik konusugündeme gelir. 1932 yılından itibaren uygulanmaya başlayan devletçilik sistemi,devlet öncülüğünde sanayiye dayalı bir ekonomik gelişim hamlesi olarak ifadeedilebilir.
DergiPark: 439443; kusbder
</summary>
<dc:date>2018-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
